At Gözlüğü

İdil Başer Kişisel Blog

At Gözlüğü

Ben gariban atın tekiyim.Adım sanım bellidir, Atakan Ataoğulları.Tozun toprağın içinde koşturur dururum.Kimse beni önemsemez,bir ihtiyacın var mı yok mu demezler bile,varsa yoksa aman efendim beni şuraya götür, şuradan al,bunu yap,şunu yap…Bir derdin var mı,evde bekleyenin var mıdır demezler.Aman canım sizinki de ayak değil midir?Ne olur sanki yürüyüverseniz.Her gün kafam kadar insanların taşımacılığını yapıyorum.Yakındığımdan değil,ekmek parası ne yaparsınız!Sahibim başımda beni bir o yana bir bu yana çeker durur.Tabi ben mi onu çekerim yoksan o mu beni çeker orası meçhul.Zaten yaşlanmışım, sakallarım ağrımış bir de her gün kendini bilmez,garip insanlarla uğraşırım.Hay Allah,bakın şu işe az kala karımı anlatmayı unutuyordum.Zamanında at gibiydi mübarek,ee tabi benim için hala aynı güzellikte.Berrak yüzü,alımlı gözleri hiç karamsarlığa kapılmaz.Taptaze gelindir lakin bir 20-25 sene önce canım.O da pek seviverir beni.İki kızım bir oğlum vardır.Bir haylazlar bir haylazlar ki sormayın gitsin!Ailem huzurlu,mutlu olsun diye çalıştım,didindim.Senelerce ekmeğimi taştan çıkardım,şimdik ise yollardan.Bizim beyefendinin ağrına gitmesin,gücenmesin ama güccük bir ahırda kalıyoruz.Gül gibi geçinir gideriz orda lakin bizim çocuklar pek bir dağınıktır.Samanlar bir yanda,tımarlar bir diğer yanda.Bebeler şimdi bir de tutturmuşlar renkli nal al baba, ay baba yeni moda at gözlükleri,şunlar bunlar…Bu yeni nesil ne yapacak bu kadar hırdavatı,tövbe tövbe…Bakınız ben yıllardır babamdan kalma,yadigar gözlükleri kullanırım.He o koca ayaklarıma nal dayandırılamadığı doğrudur.Bir de neymiş atbook mu ne varmış.Gençler orada konuşup,dürtüşüp duruyormuş.Pek bir komiğime gidiyor doğrusu.Ha bir de fotoraf yüklüyorlarmış.Aman efendim at attır işte.Geçenlerde karımıda o şeyde gezinirken gördüm,çok kişnedim doğrusu.E haksız mıyım canım kaç yaşında beygirsin,çoluğun çocuğun var.Bir de bana diyor ki “beyim sende üye ol ilişki durumu yapalım bak yan ahırdaki Zülfüyle Nazire’ye evli durum yapmışlar,birbirleriylen aşk sözleri paylaşıyorlar.Yoksan sen beni aldatıyon mu?” Yav benim başka atlarla ne işim olur!Bunlar beni delirtecek.Zülfü benim kaç yıllık kankişim ben bilmez miyim onun yediği haltları.Ahh aah bu kadınlar ne saf oluyor yahu!

Böyle dediğime bakmayın zamanında çok delikanlı bir yarış atıydım.Kızlar sinek gibi yapışıverirlerdi dört taraftan.Millet benim için pervane olurdu.Uzun saçlarım,iri inci gibi dişlerim vardı.O zamandan beri Çamlıca’da yeşeren kadim dostum Sırağaç vardır.Onu çok severim,ser verir sır vermez mübarek.Öyle tatlı, öyle içten iyi kalpli ve yeşildir ki bir dediğini kimse iki etmez.Ay kurban olurum ona ben!Şu hayatta sevemediğim tek canlı vardır o da iki ayaklı insanlar.Bizleri küçümseyip,nazik davranmayıp kalbimizi kıran insanların öyle kötü hallerini bilirim ki.At gözlüğüyle bile içlerindeki o kibir görülebiliyor.Misal, geçenlerde bir kıza rast geldim babasını kandırıp yavuklusuyla buluşacakmış.Bak hele şu işe!Yav benim iki kızım var kız babası olmak kolay mıdır hiç?Yapmayın etmeyin canım.Daha neler neler görüyoruz vallahi…

Dün içim içimi yedi.Alımlı,hoş bir bayan sinirli ihanet dolu gözlerinden düşen yaşları sile sile bindi üstüme.Ama bir binişi varki ölüyordum azkala!Başta birazcık acısamda yaptığı telefon görüşmesinden sonra ağzım açık kaldı,deli oldum.Sırf sahibimi mahçup etmemek için şaha kalkmadım.Son model ihtişamlı telefonunu çıkarıp Çamlıca’da tanıştığı genç sevgilisinden bahsetti.Sözleri çok ağır küfürler içeriyor bazen dili dolanıyor ne diyeceğini unutup susuyordu.Dönüp; yavrum gencecik körpe kızsın yakışıyor mu hiçbir erkek için diyecek olsamda sahibimin “deh!” demesi ile hızlanmak zorunda kaldım.Telefonda biriyle çok hain planlar kuruyordu.Belli ki acı ve ihanet aşklarının üstünü karanlık bir çarşafa büründürmüştü.Ben dört nala yalpalaya yalpalaya ilerlerken bir yandan göz alıcı bayanın kıpkırmızı kıyafeti rüzgarın etkisiyle bir o yana bir bu yana dalgalanıyordu.Benim kızım böyle giyinecek olsa ahırdan içeri tek adım atamaz!Ama benim kızım usludur,toydur bunun gibi çirkef midir?Hata yapmak kolaydırda bedelini ödemek mi zordur yav!Neyseki kötü bir evde çabucak indi.Tüm gün bu olayı düşündüm.Korna sesleri yerine bugünkü cadoloz kadının sesi yankılanıyordu kulacıklarımda.Neyseki mesai bitti.Mis gibi sıcak yuvama dönmek için sabırsızlanıyordum.Çamlıca’dan geçerken kadim dostum Sırağac’a uğradım.Olanları ona anlattım ve yine tepkisiz bir şekilde “ben bilmem”dedi.Fakat bir şeyler bildiğini anlamıştım,kaç senelik dostum.O gün öyle bir uyumuşumki hanım sabaha beni uyandıramamış.İşede geç kaldık eyi mi?Rüyamda bile- nasıl etkilediyse beni artık- o kadını gördüm.Uyanınca onunla bir münasebetimiz olduğunu anımsadım.Onun yakışıklı bir oğlana el-kol haraketleri yaptığını hatırladım.Ne de utanç verici ama!

Onu üstümde taşıdığım için lanet etsemde dediğim ve diyebileceğim tek şey;

“Allah kimseye böyle kız nasib etmesin.”

 

Yorum yapılmamış

Yorumunuzu ekleyin